tin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2008 Pazartesi

haiku denemeleri--



kırmızı böcek
kanadında
kara halka

bir günebakan altında
sevişen
iki karınca

kaktüs uzatan şaman
ruhuma
ebedi yoklukta

5 Ocak 2008 Cumartesi

yol



gitmenin sonsuz arzusu tinimde. damarlarım akın akın işgal altında. benliğim vicdanın reddinde. ışın ışın tek bir arzu ele geçiriyor yanlarımı; yol.

yolda olmanın içine düşmeyenleri bilmezler, yol seyahat değildir, gidiş, varış amacında değildir ve yol tıpkı hayat gibi sonsuzdur. eylem yolda olmak, sebep, amaç, arzu... yolda olmak ve bunun ötesi yok.

yol bir kez seni ele geçirdiğinde dönüşü yoktur. ruhuna sonsuz junk gibi giren yol, seni kendine bağlarken esirsizliğin, sonsuzluğun ve -sızlığın kapılarını açar. bir algı olayıdır tüm olan biten der nice kutlu kişilik, bir algı olayıdır yaşam ve yol, algını açan, betimleyen, betimsizleştiren, sınırsızlaştıran, seni özgürleştirendir ki tüm bunlar yaşamsal pratiklerin gerisine dairdir zira bu yüzdendir yol'un algılanmayışı tüm bedenler tarafından. bedeni yıkmak demek maddenin aşımında koca bir adımsa ve ki maddeyi aşmanın hiçbir anlam taşımadığı ruhlar -ki onlar ruhlarını ve bedenlerini birbirlerinden ayırdıkları gibi ruhlarını da maddeleştirerek kendilerine en sonsuz duvarları inşa edenlerdir.- asla algılayamayacaklardır gerçeği ve gerçeğin her -defasında- yolda keşfini.

yol sahipsiz ve aitsizliktir zira yolda yaşam bedenen ve ruhen dokunmamak, akmaktır. akmak ki suya özgüdür ve su karşısına her ne çıkarsa çıksın saf varlığından bir şey kaybetmeden kendi kalandır. yol su olmaktır ki bu varlığın maddesel ilk izdüşümüdür aynı zamanda; rahim boşluğundaki salıntısını özleyen bireyin nihai yönelimidir yol.

ve bu nedenledir ki toplumun 'sıradan' bireyinin de yaşamının sonuna dek süregiden özlemidir yol, onu kuşatan binbir duvar içinde -ki bu kuşatmanın epeyce önemli yapıtaşı ailedir.- toplumun ona sahip olmasını imlediği onlarca şeye sahip olsa dahi mutsuzluğun onu sarmasının nedenidir. sonsuza dek rahmi özleyen insan, toplum normları içindeki yaşamında akamaması, akışın içinde kendini akışın bir parçası, kendini akış hissedememesi sonucunda o arayıştan bu arayışa sürükleyip yolu arayacak, rahmini özleyecek, mutsuz olacaktır.

yol bireyin kendini varlığına en yakın hissettiği'dir, rahme dönüştür ve yol, birey varlığının en nihai amacı, özüdür.

"çünkü yol, hayattır."
jack kerouac - on the road

şş....






şişşt! sonra,
sonra toprak yalnız kendini a-ra-(n)lar dedi adam ve ruh
yalnız kendini a(ra)n-lar.

iç dip ve çamura dair




ah bebeğim, söylesene bana ne çok hevesli bu varlıklar girmelere ve çıkmalara
ve ne çok bir bok sanıyorlar kendilerini girdikçe, çıktıkça.
oysa girmek ve çıkmak dediğin nedir ki bebeğim, söylesene bana
nedir delikler, girinti, çıkıntılar-- nedir et?
insan nedir, söylesene bebeğim (...)
göster demiyorum sana, yapamayacağın şeyler istemem senden zira
sahi bebeğim bu insanlar yapıp yapmayacağına hiç bakmadan bir şeyler istiyorlar birbirlerinden,
nedir bu anladın mı sen

seks dediğin tensel bir haz mı söylesene ve söylesene enerji maddesel mi bebeğim.
blake'le sevişsek ya bebeğim.

blake olsana biraz.

enerji olsana.

saf ışık olsana.
ışıksızlıkta parlasana bebeğim,,,

sussana (...)
sus'um olsana.


çok ses var buralarda bebeğim. çok ses var ve boğuluyorum kimi zaman
kulaklarımın atlayası geliyor bu karanlık kör bataklardan bataklıklara vurası geliyor
en diptekilerin bataklığı sonsuz ışık biliyorsun sen di mi,
sen biliyorsun di mi var-lığın-m bataklıktalığını
bataklığın güzelliğinde orgazm tınıları salıyorsun içime
sen içimdeyken bebeğim, sen içimdeyken
bataklıktayım ben. bataklıktayım ve üstüm başım çamur!

çamur
bebeğim,
çamur

evrenin

ilkliği.
!

kerouac'laydım bugün biraz bebeğim, burrougs ve ginsberg de geldi ara ara ama en çok kerouac'laydım. bugün kerouac'la altın sonsuzluk'tan sustuk biraz bebeğim.
sustuk ve susu'muzda sonu bulduk.
hiçliğin dibinde bataklıkların sazlıklarına vurduk bebeğim. ah, evet, bugün kerouac'la altın sonsuzluk'u sustuk.
ve ondan an'ın içim-n-in taşkısı.
içim-n döllendi için-m-de bebeğim
içim-n döllendi için-m-de
bir budhi soluğunu tuttu dibimde