yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2008 Cumartesi

yaşam güzel




bir çocuk doğduğunda bu pisliğin, kargaşanın ortasında
doğduğunda bir çocuk bir anne ve bir babanın avuçlarına
anlaşılamayan şeyler vardır hala,
bir insan olması gibi doğanın

bir çocuk büyüdüğünde ve nefret ettiğinde bu yaşamdan
başlar dört bir yanda büyükler,
"yaşam güzel,
yaşam güzel!"

tabii, yaşam güzel halen inadına nükleer savaşların
bir zamanlar atılan atom bombasının
yahudi toplama kamplarının
nazilerin, mussolinin, bushların, evrenin
yaşam güzel inadına sınırlar yaratan teröristlerin
hazır ol ve rahatların ardından çekilen bayrakların
marşlar eşliğinde tabur tabur öldürmeye gönderilenlerin
marşlarla ve çarpım tablosuyla ve müfredatlarla beyinleri yıkananların
inadına tuğlaların gök-delenlerin meydanlarda üniformalarıyla dövecek adam arayanların inadına güzel yaşam.

yaşam güzel inadına kızılderili kanlarının, aborjin cesetlerinin
makinaların, düğmelerin, tüfeklerin, demirler ve zincirlerin
yaşam güzel inadına elektrikli sandalyelerin, tazzikli suların
yaşam güzel
yaşam güzel inadına şeyhlerin, bakanların, patronların
yaşam güzel
yaşam güzel inadına
yaşam güzel
yaşam güzel
yaşam güzel

yaşam çok güzel
inadının gittiği yere kadar

5 Ocak 2008 Cumartesi

yol



gitmenin sonsuz arzusu tinimde. damarlarım akın akın işgal altında. benliğim vicdanın reddinde. ışın ışın tek bir arzu ele geçiriyor yanlarımı; yol.

yolda olmanın içine düşmeyenleri bilmezler, yol seyahat değildir, gidiş, varış amacında değildir ve yol tıpkı hayat gibi sonsuzdur. eylem yolda olmak, sebep, amaç, arzu... yolda olmak ve bunun ötesi yok.

yol bir kez seni ele geçirdiğinde dönüşü yoktur. ruhuna sonsuz junk gibi giren yol, seni kendine bağlarken esirsizliğin, sonsuzluğun ve -sızlığın kapılarını açar. bir algı olayıdır tüm olan biten der nice kutlu kişilik, bir algı olayıdır yaşam ve yol, algını açan, betimleyen, betimsizleştiren, sınırsızlaştıran, seni özgürleştirendir ki tüm bunlar yaşamsal pratiklerin gerisine dairdir zira bu yüzdendir yol'un algılanmayışı tüm bedenler tarafından. bedeni yıkmak demek maddenin aşımında koca bir adımsa ve ki maddeyi aşmanın hiçbir anlam taşımadığı ruhlar -ki onlar ruhlarını ve bedenlerini birbirlerinden ayırdıkları gibi ruhlarını da maddeleştirerek kendilerine en sonsuz duvarları inşa edenlerdir.- asla algılayamayacaklardır gerçeği ve gerçeğin her -defasında- yolda keşfini.

yol sahipsiz ve aitsizliktir zira yolda yaşam bedenen ve ruhen dokunmamak, akmaktır. akmak ki suya özgüdür ve su karşısına her ne çıkarsa çıksın saf varlığından bir şey kaybetmeden kendi kalandır. yol su olmaktır ki bu varlığın maddesel ilk izdüşümüdür aynı zamanda; rahim boşluğundaki salıntısını özleyen bireyin nihai yönelimidir yol.

ve bu nedenledir ki toplumun 'sıradan' bireyinin de yaşamının sonuna dek süregiden özlemidir yol, onu kuşatan binbir duvar içinde -ki bu kuşatmanın epeyce önemli yapıtaşı ailedir.- toplumun ona sahip olmasını imlediği onlarca şeye sahip olsa dahi mutsuzluğun onu sarmasının nedenidir. sonsuza dek rahmi özleyen insan, toplum normları içindeki yaşamında akamaması, akışın içinde kendini akışın bir parçası, kendini akış hissedememesi sonucunda o arayıştan bu arayışa sürükleyip yolu arayacak, rahmini özleyecek, mutsuz olacaktır.

yol bireyin kendini varlığına en yakın hissettiği'dir, rahme dönüştür ve yol, birey varlığının en nihai amacı, özüdür.

"çünkü yol, hayattır."
jack kerouac - on the road